25 Haziran 2009 Perşembe

Hayıtlar Çiçek Açtı








Bizim en kaliteli nektar kaynağımız olan hayıtlar artık çiçek açtı.
Hayıt ağaçcıkları çiçek açınca hemen nektar salgılamaz. Ancak bir hafta veya on gün sonra nektar verirler. Onun için beklemek lazım.Biz de kovanlarımızı hayıt çiçeğine göre kurduk.
Hayıttan sonra diken nektarı gelecek.

16 Haziran 2009 Salı

Meramız Yandı


bizim kovanlarımız işaretli yerdeler










bu resimleri 900 m uzaktan ,bir tepeden ,yangın kısmen geçtikten sonra çekildi.



Arıcı en büyük çevrecidir. ve öyle olmalıdır.dün meramızın 3000 dönümlük bölümü ne yazık ki yandı. yangının bize 1 km kadar uzağımızdan bir tarladaki elektrikli su motorundan çıktığı sanılıyor.yangın kovanlarımıza 300 m uzaktan geçti. bana 500 m uzakta olan bir arıcı arkadaşımızın sekiz kovanında ikisi telef oldu. mera çevresinde kurulu 1800 zeytin ağacı ne yazık ki yandı. bir buğday tarlası, merada beslenen 1800 küçük ve büyük hayvanın besini bir anda yok oldu.



çok dikkatli olmak lazım. olur olmaz teknik alet ve edavatın kullanım şartlarını iyice öğrenmeli.alet ve makinalarımızı çok çok güvenli ve temiz ortamda çalıştırmalı.

hatalardan doğabilecek zararlarımızın ne yazık ki telafisi yok.

3000 dönüm arazinin önceki ekolojik dengesini tamalayabilmesi için en az beş-yedi sene geçmesi gerekiyor. bu zararı hangi güç- emek-para karşılayabilir ?

12 Haziran 2009 Cuma

Hayıtlar Tomurcukta


Bizim burada ( Aliağa'da) en kaliteli bal kaynağımız hayıt ağaçları-çaltı ve deve dikenidir.

devedikeni balının Amerikada en pahalı ve en değerli bal olduğunu bizim petkim emeklisi-taksici ibiram'dan öğrenmiş bulunuyoruz.Taksici İbiram arkadaşımız devedikeni balını hem çok sever, hem de bu balı öve öve biteremez.

Bugünlerde devedikeni bitkisi de kendini göstermeye başladı.








Okul Pikniğimiz

10 haziran çarşamba günü Petkim- Çayağzı Tesislerine okulca piknik gezisi yaptık.

Öğrenciler,öğretmen arkadaşlar ve velilerimiz doyasıya eğlendiler,dinlendiler.

güzel bir okul pikniği oldu.

11 Haziran 2009 Perşembe

DENEYSEL ARAŞTIRMALAR (18 )

BALLA YARA VE YANIK TEDAVİSİNDE: BAZI DENEYSEL ARAŞTIRMALAR( 18 )
Yara tedavisinde, balın etkinliğiyle ilgili detaylı birçok çalışma yapılmıştır.
1) Yeni Zelenda Waikata Üniversitesi, Bal Araştırma Ünitesinde çalışan Biyokimya Prof. Dr. Peter Molan'ın (1998), yaptığı çalışmada; her iki bacağında ülser olan bir grup hastada, ülserlerden birine bal pansumanı, diğerine fibrinolisis ve kalsiyum alginate pansumanı uygulanmış, balla tedavi edilen ülserlerin, daha kısa sürede iyileştiği belirlenmiştir.
2) Prof. Dr. Peter Molan'ın (2001), yaptığı bir diğer çalışma da, geniş ve enfekte abdominal yarası olan bir grup hastanın, yaralarının bir ucuna bal pansumanı; diğer ucuna ise debrisan (hidrokolloid pansuman) uygulanmıştır. Debrisanla iyileşme süresi, 16 gün iken, bal pansumanının iyileşme süresi, 8 gün olarak saptanmıştır.
3) Hintli Prof. Subrahmanyam M(1991)'ın, 52 yanıklı hastayla yaptığı çalışmada, hastalar, iki gruba ayrılmış, birinci gruba bal pansumanı, ikinci gruba ise % 5'lik gümüş sülfadiyazin ile pansuman uygulanmıştır. 15 gün içinde balla tedavi edilen yaraların %87'sinde iyileşme görülürken; gümüş sülfadiyazin ile tedavi edilenlerin %10'unda iyileşme görülmüştür.
Bal emdirilmiş gazlı bez.
Bal emdirilmiş gaz bezinin yaraya sarılması.
Bir köpeğin yanık yarasının tedavisinde; SSD ve Bal uygulaması sonuçları. Bal uygulanan tarafta, daha hızlı iyilesme görülüyor.
4) Dr. Ülkü Yapucu Güneş (2004), İzmir Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü'ndeki doktora tezinde, bal pansumanı uygulanan "bası ülserleri"nin iyileşme hızının, rivanol+furocin pansumanı uygulanan ülserlere göre daha yüksek olduğunu belirlemiştir.
5) Hintli Prof. Subrahmanyam M (1993), yanıkların tedavisinde yaptığı çalışmada; balı, yara iyileştirmede, kullanılan değişik metot ve ajanlarla karşılaştırmıştır.
İkinci derecede yanık bulunan 92 insan üzerinde bir çalışma yapılmış. Bal emdirilmiş gaz bezi uygulanan yaraların, poliüretan film uygulanarak yapılan tedaviden daha erken iyileştiği ve yaralardaki enfeksiyonun çok daha az olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda, bal kullanılan grubun iyileşme süresi daha kısa olmuştur.
Bal sağaltımı uygulanan gruptaki 43 enfekte yaranın 39'u, 7 gün içinde steril hale gelmiştir. Yanık yaralarında bal ve silversülfodiazin (SSD) ile yapılan sağaltım yöntemleri karşılaştırılmıştır. silversülfodiazin(SSD) grubu ile karşılaştırıldığında, bu sayının oldukça yüksek olduğu görülmüştür. SSD grubunda, 7 gün içinde 41 hastanın sadece 3'ünde yaranın steril olduğu tespit edilmiştir.
6) Uludağ Üniversitesi, Veteriner Fakültesi Cerrahi Anabilim Dalı'na, değişik zamanlarda, yara şikayeti ile getirilen 4 kedi ve 2 köpek olmak üzere toplam 6 vakaya, yara sağaltımı amacıyla bal kullanılmıştır.
Bu vakalarda, öncelikle yara çevresinin tıraşı yapılmış ve yara, fizyolojik tuzlu su ile yıkanarak temizlenmiştir. Yaraların boyutları ölçülmüş ve kaydedilmiştir. Bunu takiben yaraya herhangi bir ilaç uygulaması yapılmaksızın; gaz bezine emdirilmiş olan bal, yara üzerine uygulanarak pansuman yapılmıştır. Bu iş için, marketlerde satışa sunulan çiçek balı kullanılmıştır. Pansuman işlemi sürecinde, gaz bezi, bal dolu kavanoz içerisine konularak balı tamamen absorbe etmesi sağlanmış ve yara bölgesine uygulanmıştır. Bunun üzerine bilinen rutin pansuman teknikleri uygulanarak, yaranın korunması sağlanmıştır. Olguların, gün aşırı düzenli olarak pansumanları yapılarak, sağaltıma devam edilmiştir. Pansumanlar sırasında yara boyutları ölçülmüştür. Yaralar, tamamen iyileşinceye veya enfeksiyon ortadan kalkıncaya kadar bu işleme devam edilmiştir.
Elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, tüm vakalarda kolaylıkla bulunabilen bir materyal olan balın, yarasağaltımında, alternatif bir materyal olarak kullanılabileceği gözlenmiştir.
7) İngiliz bilim adamları, balın yaraların iyileşme sürecini hızlandırdığını, bilimsel olarak kanıtladılar. Wales Üniversitesi'nde görevli bilim adamı Rose Cooper ve ekibi, balın yaralara sürüldüğünde, dirençli olarak bilinen bakterileri bile öldürdüğünü tespit etti. Balın, yaraların hava almasını engellediğini ve yüksek şeker oranı sayesinde bakterilerin çoğalmasını durdurduğunu belirtiyorlar. Cooper, balın, bakterileri öldürme konusunda, şekerden yapılmış bir macundan üç kat daha etkili olduğunu söyledi.
Cooper, balın, hastanelerden alınan staphylococcus bakterisinin çeşitlerinin üremesini de etkili bir şekilde durdurduğunu kaydetti. Bilim adamları, antibiyotik özelliği olan maddenin ne olduğunu ve arıdan mı yoksa nektardan mı bala geçtiğini henüz bilmediklerini ifade ettiler.
8) Malaya Üniversitesi Tıp Fakültesi Moleküler Tıp Bölümü öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusoff, balın, antibakteriyel özelliği ve yara tedavisinde kullanımıyla ilgili yaptığı klinik gözlemlerden ve hayvan deneylerinden olumlu sonuçlar aldıklarını söyledi. Özellikle kapanması zor, enfeksiyon kapmış yatak yaralarına uyguladıkları bal tedavisinde, %100 başarı sağladıklarını belirten Prof. Dr. Yusoff, "Balın her türlü yaraya ve yanıklara iyi geldiğini gözlemledik" dedi.Balın içinde doğal olarak bulunan hidrojen peroksidin, bakteri oluşumunu engellediğini ve mevcut bakterileri de öldürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Yusoff; balın yara üzerinde durdukça salgıladığı enzimlerin de yaranın iyileşmesini sağladığını kaydetti. Bunun için mutlaka hakiki balın kullanılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Yusoff, sterilize edilen balın yaraya uygulandığını söyledi.Balın, hastane enfeksiyonları ve antibiyotiklere karşı dirençli bakteriler üzerinde de etkili olduğunu gördüklerini söyleyen Prof. Dr.Yusoff; uzun süre yarası kapanmayan ve ölümün eşiğine gelmiş hastalara uyguladıkları bal tedavisi ile şaşırtıcı sonuçlar aldıklarını bildirdi. Prof. Dr. Yusoff, sırtında yara açtıkları 3 deney faresini, 3 hafta boyunca gözlemlediklerini, 3. hafta sonunda klinik tedavisi yapılan deney faresinin sırtındaki yaranın kapanmadığını söylüyor. Sadece sırtına bal sürülen farenin yarasının biraz kapandığını, ancak, hem ağızdan bal verilen hem de sırtına bal sürülen farenin yarasının ise diğerlerine göre ciddi oranda kapandığını söyledi.
Prof. Dr. Yusoff, Balın içindeki minerallerin, vitaminlerin, glikozun ve az miktarda bulunan bileşenlerin, yeni hücre oluşumunu desteklediğini kaydediyor.Antibiyotik ve pahalı pansumanlarla karşılaştırıldığında; iyileşme süresini kısaltarak tedavi maliyetini düşürmesi avantajdır. Ayrıca enfeksiyon azaltarak; kolay ve ağrısız uygulanır olması, balın yara tedavisinda ilk seçenek olmasını sağlamaktadır. Sonuç olarak, bütün toplumlarda, bal,kolay bulunabilir bir besin maddesi olması sebebiyle, tercihe şayandır.

07 Haziran 2009 Pazar

Okaliptus Zamanı

Okaliptus ağaçları çiçek açtı. Ağaçlar sanki arı kovanı gibi.Bundan sonra hayıt açacak.Daha sonra da diken derken sezon bitecek gene.Giedebilirsek çam balı toplamak için Foça yada Yamanlara gideceğiz.
Muhittin-Ercan ve ben bugün bahçemizde sulama yaptık.Her zaman söylüyorum Bahçe işi arı işine göre daha da zor. Arıya kıyafet olarak nasıl gittiysek öylece geriye döneriz. Hiç bir yerimiz kirlenmez. Ama bahçe işi öyle değil. Bazen üstümüz batabiliyor.









"SU HAYATTIR."
Aslında sularımızın böyle hoyratça kullanılması beni çok rahatsız ediyor.
Suyun en ekonomik kullanma şekli "damlama-sulama yöntemi" dediğimiz sistem oluyor.
ama sistemin kurulması-çalıştırılması bize göre de ekonomik değil.
böyle olunca biz de böyle idare etmek zorunda kalıyoruz.











01 Haziran 2009 Pazartesi

Sermayemizi Korumanın Basit Yolu

Hepimizin bildiği gibi arıcının sermayesi kabartılmış petekleridir.

Ben geçtiğimiz sonbaharda iki farklı uyulamayı denemek amacıyla yaptım.

birincisi : en alta boş bir kovan koydum. kabartılmış peteklerimi "polenli-polensiz-ballı polenli" gibi sınıflara ayırarak boş olan katlarıma yerleştirmiştim ve boş kovanın içine bir körük koydum.körüğü odun parçaları kor haline gelinceye kadar yaktım. 1m3 (metreküp) e 50 gram olmak kaydıyla kükürt hazırladım. kükürtleri gazete parçasına sardım. korlu olarak yanmakta olan körüğün içine kükürt paketini attım.
bu uygulamayı ayda bir olarak bu güne kadar yaptım.
Sonuç: Bir çıta bile peteğimde güvelenme olmadı. bugün baktığımda peteklerim gene pırıl pırıldı.
bu uygulamanın bir tek eksi yanı ; çıtaların üzerinde toz halinde bir kalıntı oluyor. onu da çakı veya bıçakla kazıyınca sorun kalmıyor.
Tabi petekleri kovanlara verirken havalandırmak gerekiyor.

İkinci Uygulama: Gene boş bir kovana üç farklı petek koydum.plenli-polensiz-ballı polenli gibi.
kovanın altına gazete serdim. üzerine bir kaşık kadar kükürt serdim. petekleri kovana koydum.gene çıtaların üzerine gazete kağıdı serdim. onun üzerine de bir kaşık kadar kükürt serip kovanı kapattım.
Sonuç: üç petekte güvelenme oldu. ama bu petekler temizlenip kuvvetli kovanlara verilebilicek nitelikteydi.
ben üçünü de imha ettim. birisinde çok az kısımda olan hasarı temizlesem belki kullanılabilirdi.
Hepimizin bildiği gibi en güvenilir petek saklama yöntemi tabi soğuk hava depolarıdır.
Bu senede peteklerimi soğuk hava deposunda saklamak istiyorum. Çünkü anlattığım usul çok zahmetli oluyor.